Basın
Basında Limak
2011
Güvenlik sorun değil bahane

Güvenlik sorun değil bahane

Akşam / 25.04.2011
Bölgeye büyük yatırım yapan işadamı Nihat Özdemir, ’Ekonomik kalkınma Kürt sorununun yüzde 85’ini çözer’ diyor. Özdemir’e göre bölgede işadamlarına karşı bir güvenlik sorunu yok, sıkıntı maliyetler...

...Urfa’dan Siirt’e, oradan da Tunceli’ye karayoluyla seyahat ettik. Bir dönem adı sadece terörle gündeme gelen Tunceli’ye seyahat edeceğimizi duyan dostlar ’Karanlığa kalmayın’ diye tembihlese de, akşamüstü yaptığımız şehirlerarası yolculukta hiçbir olumsuzluk yaşamadık. Varmak istediğimiz yere hızla giderken, türküsüyle ünlü Siverek’te yükselen güzel konutları gördük, yolların neredeyse tümünün duble olduğunu ve hiçbir askeri kontrolden geçmediğimizi not ettik. Son dönemde Munzur ve Pülümür Çayı etrafındaki plaj görüntüleriyle gündeme gelen Tunceli’den izlenimlerimizi aşağıda okuyabilirsiniz. Dizimize bugün, bölgeye yaptığı 3 milyar dolarlık baraj, hidroelektrik santral ve çimento yatırımlarıyla imzasını atan işadamı Nihat Özdemir’le yaptığımız söyleşiyle son veriyoruz. Son birkaç yılda hızlanan baraj projelerinin bir dönem kuş uçmaz, kervan geçmez nitelikteki yerleri nasıl dönüştürdüğünü kendisiyle beraber gezip görme imkanı bulduk...

Türkiye’nin Doğu illerindeki ekonomik durumu fotoğraflamaya çalışırken karşınıza Limak Holding bünyesindeki fabrika ve baraj yatırımlarının çıkmaması imkansız. Tunceli, Siirt, Elazığ gibi illerdeki el değmemiş coğrafyalarda barajları; Bitlis, Urfa, Mardin, Siirt, Gaziantep ve Diyarbakır’da çimento yatırımları bulunan Limak Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Diyarbakır doğumlu ve bölgenin zor koşullarını iyi bilen bir isim. ’Ekolojik dengeyi bozuyor’ diye çevreci kuruluşların karşı çıktığı hidroelektrik santralları bölge insanına iş kapısı olması ve güvenliğin sağlanmasını kolaylaştırması açısından oldukça önemli. Barajların, Doğu Anadolu’daki ’geçit vermez dağlar’ konseptini de yıkarak, güvenliğin sağlanmasını kolaylaştırdığı bir gerçek. Grup, HES yatırımlarında çevreye karşı da duyarlı davranıyor. Özdemir’in bölgenin bugünü ve geleceğine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

- Bölgede yatırım yapan bazı işadamları vergi ve teşvik oranlarından şikayet ediyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Biz parayı kazanalım, vergimizi veririz. İstanbul’da ne vergi alınıyorsa, burada da o kadar alınması gerek. Ama maliyet düşürücü faktörler yaparak maliyeti düşürmek ve oradaki yatırımların para kazanması gerek. Bütün mesele bu. Bu yapılırsa, nasıl ki insanlar Bulgaristan’a, Mısır’a fabrikalarını söküp yatırım yapmaya gittilerse, burada da olur.

NAKLİYE GİDERLERİ DÜŞÜRÜLMELİ
- Ne yapılmalı size göre Doğu illerine daha çok yatırım gelmesi için?
Bölgede asgari ücretin İstanbul’la aynı olması doğru değil. Geçim endeksi olarak düşünülürse, niye böyle dediğim anlaşılır. Burada 350-400 TL’ye iş isteyen insanlar var. Dikkatli incelenirse, burada çok kişinin kaçak çalıştırıldığı görülür. Bunu önlemek için bölge koşullarına uygun olarak asgari ücretin düşürülmesi iyi olur. Enerji maliyetleri ve nakliye giderleri de düşürülmeli. Sanayiciye nakliye desteği düşünülmeli.

- İşadamları yıllardır buraya ’güvenlik sorunu var’ diye gelmek istemiyor. Siz bu durumdan endişe etmediniz mi? Güvenlik endişesi yaşamadınız mı?
Bu bölgenin insanıyım ama sadece liseyi okudum. Üniversite ve sonraki hayatım hep Batı’da geçti. Hep Batı’da iş yaptım ve Batı’da para kazandım. Orada kazandıklarımızı buraya kanalize ettik. Burada yatırım yaptıktan sonra, şahsen hiçbir güvenlik sorunu yaşamadım. Hiçbir olumsuzluk görmedik. Tabii, buranın yerel insanlarıyla, muhtarı, yöneticisiyle çok iyi ilişkiler kurduk. Herkes bizim iş-aş kapısı olduğumuzu gördüğü için hiçbir sorun çekmedik.

- Peki o zaman ’Doğu’ya yatırım yapmak istiyorum ama güvenlik yok’ diyenler bu argümanı bahane olarak mı kullanıyor diyorsunuz?
Bir tek bahane vardır, maliyetlerin pahalılığı. Başka hiçbir bahane kabul etmiyorum. Doğu’daki hangi kent merkezinde hangi işadamına zarar verilmiş? Öyle bir şey yok ki bölgede! Tek bir sorun var: Maliyetlerin Batı Anadolu’daki maliyetlerle aynı, hatta daha fazla olması. Burayı İstanbul ve Ankara ile bir tutamazsınız, burada maliyetler daha pahalı.

- Son yıllarda değişim hissediyor musunuz bölgede?
Çok değişti, özellikle açılımdan sonra. Bir defa bombalama, mayın, ölüm olayı çok azaldı, durdu. Bölgede rahatlama oldu. İki taraftan da çok ölümler oluyordu. Her iki taraftan da durdu. Bundan sonra her şey demokratik yollar içinde çözülmeli. Zaten ona doğru bir gidiş olduğunu görüyoruz. İki yıl önceki Güneydoğu’ya göre çok farklı. Görüyorsunuz ne korumamız var, ne silahımız. Burada hayat tamamen olağan hale geçmiş durumda.

- Bire bir açılımla mı ilgili sizce bu değişim süreci sadece?
Başbakan açılım lafını ettiğinden beri buralarda büyük rahatlama oldu. Ben onu görüyorum ve her gelişimde çok daha iyiye gidiyor.

GELECEKTEN ÇOK ÜMİTLİYİM
- Bundan sonraki süreci nasıl görüyorsunuz bölgeye ilişkin?
Ben çok ümitliyim. GAP, arkasından DAP bunlar Türkiye’nin başladığı, sonlandırmak istediği ama bir türlü iyi yürümeyen projeleriydi. Hükümet, GAP’a çok önem verdi. Bölgede çimento fabrikalarımız tam kapasite çalışıyor. Çimento bulamıyoruz. Bu durum, bu bölgede canlılık olduğunu gösteriyor. Bölgede çok büyük ekonomik canlılık var. Dünyadaki krizden Türkiye’de bir parça etkilendi ama bu bölgeler krizi pek yaşamadı.

- Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Tarıma dayalı bir bölge. Tarım ürünleri iyi değerlendirdi. GAP’a verilen ödenekler, duble yol çalışmaları, özel sektörün hidrolik yatırımları ve Suriye-Irak pazarlarının canlı olması nedeniyle bu krizi biz hiç hissetmedik.

TOPRAK ÇOK KIYMETLİ OLACAK
- Bölgeyi 20 yıl sonra nerede görüyorsunuz?
Dünyada gıdaya doğru bir gidiş var. Nüfus hızla artıyor. Gıda fiyatlarının dünyada çok artacağına inanıyorum önümüzdeki süreçte. Dünyada ekilebilecek araziler belli. Türkiye’nin tarımda elde ettiği verimin yüzde 25 civarında olduğunu düşünüyorum. Bunun için Türkiye GAP, DAP gibi projeleri bitirirse bu bölgelerde tarımda elde edilen verim artacak. Bu sulamalarla, modern tarım teknolojileriyle buradaki ürünlerin 3-4 katına çıkması gerekiyor. Bu nedenle, burada tarıma dayalı çok önemli sanayinin kurulacağına, buralardan elde edilen ürünlerin Türkiye’ye yeteceği gibi dışarıya da ihraç edileceğini düşünüyorum. Böyle olmaya başladığını da yavaş yavaş görüyoruz. O nedenle bu bölge önümüzdeki 10- 20 yıllarda çok daha iyi olacak.

- Çok değer mi kazanacak buradaki araziler?
Evet, çok kıymetli olacak. Bir de buradaki topraklar Batı Anadolu’daki gibi yorulmamış. Burada daha çok kullanılmayan toprak var. Devletin mayınlı arazilerin temizlenip tarıma açılması projesi de müthiş. Orada organik tarımı geliştirebilirsek, Türkiye’ye çok büyük getiriler sağlayacak. Biliyorsunuz İsrail üretip yurtdışına satıyor. Buralar da öyle olabilir ve olacak da. Ben çok ümitliyim buranın geleceğinden. Hayvancılık hiç yok. Daha ben doğru dürüst hayvancılık yapan bir grup görmedim. Ama gelecekler, başka çareleri yok. Sadece Türkiye değil, dünyanın gidişatı da bunu isteyecek.

- Biraz da buraya hizmet götürme gibi bir misyonunuz var anladığım kadarıyla. Öyle mi?
Elbette. İstiyorum ki buralar da gelişsin, kalkınsın. ’Bizim de katkımız oldu’ diyebilelim. Bu insana çok huzur veren bir şey. Bir de diğer siyasi sıkıntılar da azalır, insanlar rahatlarsa.

- Sizce ekonomik kalkınma gerçekleşirse, Kürt sorunun ne kadarı çözülür?
Yüzde 85’inin çözüleceğini düşünüyorum. İnsanlar evlerine aş götürebilir, çocuklarına iyi bir gelecek görebilirlerse, iklim değişir. Sorunların büyük kısmı hallolur diye görüyorum. O nedenle herkesin bu sorumluluğu paylaşmasını önemsiyorum.

Dağdan başka bir şey yoktu
ÖZDEMİR, ’Şimdi geldiğimiz Alkumlu Barajı’na, ilk geldiğimizde burada ne yol vardı ne bir şey. Sadece bu gördüğünüz dağlar vardı. Şimdi yol da var, aydınlatma da’ diyor. Özdemir şöyle devam etti: ’Bu barajın yapılması insan yetişmesi açısından da önemli. Biz buralarda daha çok bölge insanlarıyla çalışmaya, onlara meslek kazandırmaya gayret ediyoruz. Birçok arkadaşımız, Türkiye’nin dört bir yanında benzer projelerde çalışabilir. Limak’ın Botan Çayı üzerinde yer alan Alkumru Barajı tamamlandı. Kirazlık ise halen inşaat halinde.

3 MİLYARLIK YATIRIM 12 BİN KİŞİYE İŞ
LiMAK’IN Doğu ve Güneydoğu illerinde toplam 1.5 milyar dolarlık çimento yatırımı bulunuyor. Firmanın beraber yaptığı hidroelektrik santralların değeri de eklenince, bölgedeki yatırım bütçesi 3 milyar dolara çıkıyor. Tunceli Uzunçayır, Elazığ Seyrantepe ve Siirt Alkumru barajlarının üretime geçtiğini belirten Özdemir, Elazığ’daki Tatar ve Pembelik ile Siirt’teki Kirazlık barajlarının en kısa zamanda tamamlanıp hizmete gireceğini anlattı. Limak’ın bölgedeki yatırımları ile bölgeden iş verdiği insan sayısı 12 bin.

Hayırlı yatırıma hayır duası
ALEVİ inancının ağırlıklı olduğu Tunceli’de cemevini ziyaret ettik. Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği bünyesindeki cemevinin hemen alt tarafında Pülümür ile Munzur Çayı’nın birleştiği yer, halkın kutsal saydığı bir mekan. Cemevinin alt bölümünde yer alan ve ’Göle Çeto Parkı’ olarak bilinen parkı Limak yapmış. Özdemir, bizimle gezerken vatandaşlardan hayır duası aldı.

Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel: Artık bizi ötekileştirmeyin
SEYAHATİMİZ sırasında foto muhabiri arkadaşımız Cem Türkel’in de amcası olan Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel ile tanışma fırsatı bulduk. 12 Eylül sonrası köyleri boşaltıldığı için kendi bölgesinde hep 60 yaş grubu ve üstü kişilerin kaldığını anlatan Türkel, ’Bu insanlar artık tarım ve hayvancılık yapamıyor. Gençlerimiz hep metropollere gitti. Göç etmiş insanlarımız artık kendi bölgelerine dönsünler, yatırım yapıp köklerine sahip çıksınlar. Mazgirtli işadamlarına da sorumluluk düşüyor. Biz de belediye olarak her şeyi yapmaya hazırız’ diyor.

BURASI DA ÜLKENİN PARÇASI: Türkel, devlete de çağrı yapıyor: ’Yıllardır merkezi iktidarlar ve devlet bu coğrafyayı ötekileştirdi. Artık yeter. Bu bölge de Türkiye’nin parçası. Bizler de devletin nimetlerinden faydalanmak istiyoruz.’ Türkel’in bir şikayeti ise son dönemde yapımı hızlanan barajlarla ilgili: Yıllardır yüzleri buraya dönük olmayan işadamlarımız artık başka yatırımlara yönelsin. Tarihi kültür, inanç merkezleri ve ekolojik dengenin bozulmasını istemiyoruz. Ben bu kadar çok baraj yapılmasına karşıyım.