Basın
Basında Limak
2010
Doğu’nun Değişen Yüzü Tunceli’ye Deniz Geldi

Doğu’nun Değişen Yüzü Tunceli’ye Deniz Geldi

Habertürk / 12.04.2010
İSTANBUL’dan, Ankara’dan Doğu’ya bakanların şu an neler gördüğünü çok merak ediyorum. Mesela bir yıl öncesine göre bir farklılık var mı? Bir yıl. Türkiye gibi bir ülke için hem çok kısa hem de bol gündemi ve değişeni olan bir devlet için çok uzun bir zaman dilimi.

Doğu’da terör kaynağı olan, terörün en fazla kullandığı ve saklandığı akarsu yataklarında artık barajlar yükseliyor. Hızlı ve güvenli bir şekilde inşa edilen barajları sadece bölgenin iş gücüne, istihdamına katkı sağlıyor şeklinde görmemek gerekir. Çünkü barajlar şehir, kasaba hatta köy merkezlerinden uzak ıssız yerlerde yükseliyor. Yani adı terörle anılan bölgede suyu tutup, elektrik enerjisine dönüştürmek için sabırsızlanıyorlar.

TİCARİ POTANSİYEL
Bu barajlar aynı zamanda bölgede yeni ticari oluşumların gelişmesine ve kalıcı olmasına sebep oluyor. Mesela Doğu’daki çimento fabrikaları ekonomik krizin olduğu günlerde bile sıkıntı yaşamadılar. Kapasitelerini tam kullanarak üretim yaptılar. Hatta bazıları kapasite artışına gidip, kapasitesinin de üzerinde üretim yaptı. Ben çimento fabrikalarının bu şekilde çalışmasında barajların etkisini ararken karşıma, bankalarla, krediyle, finansmanla çok fazla ilişkisi olmayan bölge halkının yeni konut ve işyeri için kolları sıvadığı, özellikle Irak ve Suriye ile olan yakınlaşmanın çok yönlü etkisi çıktı.

Bu gelişmelerin sebeplerini felsefi sözcüklerle de anlatmak zor, çünkü anlaşılması kolay değil. Mesela, Tunceli. Uzunçayır Barajı sebebiyle yeni bir geleceğe yelken açıyor. Yazın yeni oluşan bu göl üzerinde sörf yapan. yelken şişiren, tekne seyahati yapanların görüntülerini görürseniz şaşırmayın...

KIRSALDA 2 GÜN
Doğu’ya Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat özdemir ile birlikte 2 günlük bir seyahat gerçekleştirdim. Şehir merkezlerinde değil, tamamen Elazığ, Tunceli, Siirt ve Mardin kırsalında dolaştım. Yarım saat boyunca hiçbir araca rastlamadığımız güzergâhlar yolumuz oldu. Bir zamanların terör yuvası olan köyler, mezralar artık çok daha sakin ve güvenli. Aracımızın direksiyonundaki rehberimiz, birkaç yıl önce Şirvan İlçesi sınırlarında ve Irak sınırına çok yakın bu yolda böyle bir seyahat yapmanın imkânsızlığına dikkat çekti.

VATANDAŞIN İSTEĞİ
Bölge gerçekten değişmiş. KÖYDEŞ projesiyle köylünün ülkesine, geleceğine bakışı farklılaşmış. Galiba değişim de köyden, kente doğru oluyor. Çünkü bırakın İstanbul’u, Ankara’yı bölgedeki şehir merkezlerindeki bazı önemli zevat bile neler olduğunun farkında değil. Fakat vatandaş işin bilincinde ve artık akşamları TRT Şeş’in başına huzurla kurulup, yorgunluğunu atacak bir yaşam istiyor...

Bizler İstanbul’da "açılım" sözcüğünün içini doldurmaya, maddeler halinde sıralanacak malzemeyi aramaya çıkmışken, bölge halkı, mezradaki vatandaş ’açılımı’ içten gelen bir merhaba şeklinde yorumluyor. Zarfla mazrufla da çok ilgili değil. Doğu’da ciddi bir değişim yaşanıyor...

Baraj kenti değiştiriyor
DOĞU’ya yaptığım gezimin ilk ayağında Tunceli’nin olması bir tesadüf değil. Doğu’nun en renkli ili, bu yaz yeni konumuyla daha da renkli görüntüler verecek. Çünkü Tunceli kısa süre önce gelen "deniz" şehri görüntüsünü inanılmayacak ölçüde değiştirmiş. Bir dönem siyasi vaat olarak kullanılan "deniz getirme" sözü, Tunceli’de 3 ay önce su tutmaya başlayan Uzunçayır Barajı sebebiyle hayata geçmiş durumda.

YENİ YAŞAM BAŞLIYOR
Daha önce Keban Baraj Gölü’nü besleyen Tunceli İli içindeki akarsular, bundan böyle doğdukları ilin siluetinin değişimine katkı sağlayacak. Tunceli, Pülümür Çayı, Karasu ve Peri Suyu vadileriyle çevrili, zirveleri sürekli kar ve buzlarla kaplı olan Bağırpaşa Dağı da bu akarsu lan besleyen en önemli kaynak. Bu özellikler bölgede barajların hızla artmasının da en önemli nedeni. Ancak Tunceli halkı haklı olarak Munzur Vadisi’nin barajlarla sular altında kalmasını istemiyor.

Uzunçayır Baraj Gölü etrafında aracımız ilerlerken, Norveç’in fiyortlarına benzer görüntüler sebebiyle birkaç kez durup, oluşan bu yeni güzellikleri temaşa ettik. İlerleyen yıllarda bölge halkı, bu yeni güzelliğe Tunceli veya Munzur Gölü ismini de verebilir. Ayrıca Tunceli’ye gelen "deniz" yeni iş imkânları, sayfiye ve dinlenme mekânlarını da beraberinde getirecek gibi görünüyor.

Devlet Su İşleri’nin (DSİ) uhdesinde, Limak Holding tarafından yapılan Munzur Çayı üzerinde kurulan Uzunçayır Barajı ve hidroelektrik santralı (HES) bu sebeple 84 megavat kurulu gücüyle, yılda ortalama 330 bin kilovat/saat elektrik üretecek bir tesis değil. Tunceli şehir merkeziyle kaynaşması, şehrin en önemli, en büyük cem evinin yer aldığı noktada ve kutsal sayılan Pülümür ile Munzur çaylarının birleştiği yere kadar uzanması başka bir ehemmiyet arz eden husus. Tunceli Belediyesi ve özel sektör işbirliği ile kutsiyetine inanılan bu bölgede yeniden düzenleniyor. Özel park alanı haline getiriliyor. Tunceli Valiliği de şehre gelen bu "denizi" değerlendirmek için kollan sıvamış durumda. Baraj gölünde yüzer kafeslerde alabalık yetiştiriciliği için su karakterinin oluşması ve akabinde tespitinin yapılması için bekleniyor. Bu sebeple, bir yıl sürecek limnolojik (göl) etüt çalışması yapılıyor.

GÖLDE 3 YIL AV YASAK
Ayrıca baraj gölü ilerleyen yıllarda ticari balık avcılığına da açılacak. Bunun için de bölge halkının bir süre sabretmesi gerekiyor. Çünkü balık çeşitlerinin, stoklarının hesaplanması gerekiyor. DSİ yetkilileri de gölü balıklandırmak için pullu sazanlarla yola koyulmuş durumda. Tunceli’ye gelen "deniz" henüz 3 aylık olduğu için, 3 yıl süreyle av yasağı koyulması planlanıyor.

Tabii bu gölde verimli balık avcılığı ve balık yetiştiriciliği olabilmesi için yakın bir zamanda kooperatifler de kurulabilir. Doğu’daki değişim, Munzur’da sörf, Botan Çayı’nda yüzme, Zap suyu kıyısında piknik, Fırat ve Dicle kenarında kamp kurma zamanının yaklaştığını gösteriyor...

’Etrafı göl olan bir şehir haline geldi’
Eskiden Tunceli, Munzur Çayı ile, Pülümür Çayı’nın kenarında olan bir şehirdi. Bugün artık etrafı göl olan bir şehir haline geldi. Ve burada su sporları, su ürünlerinin ticareti yapılan bir bölge haline gelebilir. Tahmin ediyorum devlet yetkilileri de burada su sporlarıyla ilgili bazı projeler geliştirmek istiyorlar; inşallah yakın bir zamanda burası su sporları yapılan etrafında restoranları olan güzel park ve yeşil sahaları olan bir bölge haline gelecek. Bu barajı sadece enerji üretimi şeklinde düşünmeyelim. Burayı sosyal olarak insanları rahatsız etmeyecek, bölge halkına fayda getirecek bir yatırım gibi düşünmemiz gerekir.