Basın
Basında Limak
2007
Roberto Carlos’u alırken uğur yaptık

Roberto Carlos’u alırken uğur yaptık

Sabah / 06.08.2007
Fenerbahçe Başkan Vekili Nihat Özdemir Fener’i anlattı: "FB’li yöneticilerin uğur için yaptıkları meşhurdur. Aziz Yıldırım dürüst ve sözünün arkasında biridir. Ali Şen’den çok şey öğrendim"..

Pazartesi Sohbeti’nin bugünkü konuğu işadamı Nihat Özdemir. Kamuoyu en son Özdemir’in ismini 14.5 saat süren Sabiha Gökçen ihalesinden galip çıkan isim olarak duydu. Özdemir’le ortağı olduğu 600 milyon dolar cirolu Limak’ın yatırımlarını konuştuk. Konu dönüp dolaşıp başkanvekilliğini yaptığı Fenerbahçe’ye geldi. Süper Kupa maçı da dün oynanınca, önce F.Bahçe bölümü.

* Bunca işle uğraşırken başınızda bir de Fenerbahçe var. Yorulmuyor musunuz? -Aksine dinlendiriyor. İş hayatına baktığım zaman. Çalış çalış nereye kadar? İşadamı sosyal faaliyetlerde de bulunmalı. Önce müteahhitlikle uğraşan derneklerde çalıştım. Atlıspor’da 8 yıl başkanlık yaptım.

* İyi de onca kavga gürültü, nasıl dinleniyorsunuz? -Belki başka bir stres şekli olduğu için beni dinlendiriyor. İş hayatından farklı.

* Fenerbahçeliliğiniz nereden geliyor? -Annemin, babamın takım sevdaları yoktu. Çok az top oynadım. Okulda sınıf arkadaşlarından Fenerli oldum diye hatırlıyorum. Kulübe girişim ise Ali Şen ile.

* Nasıl bir başkandı Ali Şen? -Çok entelektüel bir başkandı. Onunla çalıştığım yılı unutamam. Birçok şeyi ondan öğrenmişimdir. Örneğin en büyük özelliklerinden biri alçak gönüllü olmasıdır. Sporu çok iyi bilir. Futbolu dünyada sayılı bilen isimler arasındadır.

* Aziz Yıldırım nasıl bir başkan? -Aziz Bey ile birlikte Fener çok büyüdü. Büyük yatırımlar yapıldı. Aziz Bey Fenerbahçe ile yatıp kalkar. Hayatında daha önemli bir şey yoktur. En önem verdiğim ve beğendiğim özelliği dürüstlüğü, söylediği sözün arkasında durmasıdır.

* Kulüp ailesinden bile önce gelirmiş. -Hakikaten öyle. İnanılmaz takdir ediyorum. Ben yapamazdım. Günün 24 saatini Fener ile geçiriyor. Biz de ona elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Ama inanın her işi o yapıyor aslında.

* Yıldırım, çalışması kolay biri mi? -Onu iyi tanırsanız, onunla neyi ne yapacağınızı iyi bilirseniz çok kolay. Yoksa değil. Aziz Bey çok uzun zamandır arkadaşım, onun huyunu suyunu, meselelere bakış açısını iyi biliyorum o yüzden biz hiç problem yaşamadık.

* Ali Koç’un kulübe katkısı oldu mu? -Ali Koç’un gelişiyle birlikte basınla ilişkilerimiz hızla düzeldi. Çok başarılı bir isim.

* "Bir işadamı olarak beni en çok barajlar heyecanlandırıyor" demiştiniz. Peki ya Roberto Carlos’u almak? Heyecan verici değil mi? -Tabii ki öyle. Yabancı basına bakarsanız özellikle tanıtım konusunda ne kadar iyi bir iş yaptığımız ortaya çıkar. Bu transferle markalaşmada önemli bir adım atıldı.

* Yöneticilerin uğurları ünlüdür. Carlos için de uğur yaptınız mı? -Yapmaz mıyız? Carlos bizi Real Madrid’in şampiyonluk maçına davet etti. Ali Yıldırım, Murat Özaydınlı ve ben özel locada ağırlandık. Real Madrid 1-0 mağlup duruma düşünce uğurlara başladık. Biz istiyoruz ki galip gelsin.

* Neler yaptınız ? -Ali Yıldırım’a dedim ki "Hadi uğurları tatbik edelim." Ali saçını ıslattı, saçları ortadan ayırdı, ben dualara başladım. Okuyor üflüyoruz ama bir türlü gol gelmiyor. 65. dakikada "Hadi bakalım yer değiştirelim" dedik. Kulübün yetkilileri, arkada oturan misafirler şaşırdı. Biz uğur yapıyoruz dedik açıkladık. Üç dakika sonra hakikaten goller yağmaya başladı.

* Ya uğurlu kıyafetler? -Ben değil ama yöneticilerin bir bölümü maçlara hep aynı kıyafetle gelir. Aynı kapıdan girer aynı kapıdan çıkarız. Maçlarda erkekler çocuklaşıyor değil mi? 2 bin ihaleye girdik en uzun süreni Sabiha Gökçen’di

* Havalimanı işletmeciliği sizin için de yeni. -Türkiye fırsatlar ülkesi. Bence artık her şeyi devletten beklemek yanlış. Devlet koordinasyon yapmalı. Biz de bu sektöre adım atmak istiyorduk. Sabiha Gökçen ihalesine Malezyalı ve Hintli ortaklarla girdik.

* Ortakları nasıl buldunuz? -Biz bu ihaleye talip olunca, danışman firmalar ve uluslararası bankalar bizi bir araya getirdi. Üç aylık bir flörtten sonra el sıkıştık.

* İhale 14.5 saat sürdü. Normal mi? -Bu güne kadar Limak olarak yaklaşık 2 bin ihaleye girdik, en uzun süreni buydu. Dünyada bu tip ihaleler, ortağımızın anlattığına göre 3-4 ay sürebiliyormuş. Araştırmalardan sonra firmalar çağrılıyor ve 2-3 saatte iş bitiyormuş.

* Yılda kaç ihaleye girersiniz? -En az 100 ihaleye gireriz. İkisini aldığımızda kendimizi şanslı sayarız.

* Sabiha Gökçen için "3 milyar dolar" dediniz ve kazandınız. Parayı nereden bulacaksınız? Uykularınız kaçmıyor mu? Rakibiniz Hamdi Akın "Bu yatırımın çıkması mümkün değil" dedi. -Onun hesabı öyle, benimki başka. Herkes birbirinin hesabına saygı duymalı. Uykularım kaçmıyor çünkü para çoktan hazır. Türk ve yabancı bankalarla görüşmelerimiz sürüyor. Zaten hemen o parayı ödemeyeceğiz. Önce 250 milyon Euro harcayıp dış hatlar terminali yapacağız. Terminal devreye girdikten sonra, 1 milyar 932 milyon Euro artı KDV’yi ödemeye başlayacağız. 17 yılda ödeyeceğiz. Hedef 2010’da 10 milyon yolcu. Yoksa zora gireriz.

* Size "devlet müteahhiti" diyorlar. Hafif bir eleştiri hissetmiyor musunuz? -Bugün inşaattan gelmiş holdinglere bakarsanız hepsi devletle bir yere gelmiş kişilerdir. "Devlet Müteahhiti" sıfatından gurur duyarım. Hem devletten iş almak kolay değildir.

* Her müteahhidin hayali devletten iş almak, hayatını kurtarmaktır. Hangi işler hayal süsler? -Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, karayolları, demiryolları ve havalimanları. Bu üçünden iş almak büyük prestij meselesidir. Biz Limak olarak hiçbir zaman hırs yapmadık, yavaş ama emin adımlarla ilerledik.

* Diyarbakırlısınız. Bildiğim kadarıyla bölgede 3 çimento fabrikanız var. Dolayısıyla çok gidip geliyorsunuz. Seçimin sonuçları sizi şaşırttı mı? -Güneydoğu’da iki grup yarıştı. AKP ve bağımsız adaylar. Ne DP ne de CHP’yi gördük oralarda. Dolayısıyla beni sonuç pek şaşırtmadı. Ama AKP beklediğimden fazla oy aldı. Bağımsızlara ise çok şaşırdım çünkü bölgede okuma yazma oranının bu kadar düşük olduğunu düşünürsek, çıkardıkları milletvekili sayısı gerçekten de büyük başarı. Uzun lafın kısası sokaktaki adam sadece AKP diyordu. Ben özellikle Doğu’ya yaptığım seyahatlerimde bunu gözlemledim. O yüzden seçim sonucuna şaşıranlara ben şaşırıyorum. Halktan böyle kopmamak lazım.

* AKP’nin tek başına iktidar olması iş dünyasında sevinç yarattı. Sizce de öyle mi? -Kesinlikle. Seçimden sonra bir "oh" dedim. Bütün iş dünyası dedi bence. Çünkü ortaya öyle bir aritmetik çıkabilirdi ki... Örneğin hiçbir parti tek başına hükümeti kuramayabilirdi. Ya da çoklu bir koalisyon olabilirdi. Ben bir işadamı olarak böyle bir tablodan endişe duyardım. Erdoğan’ın hükümetinde ben Türkiye’nin hep büyüdüğünü gördüm.

* "Devletle işi olan hükümetin değişmesini istemez" sözüne katılıyor musunuz? -Hayır o kadar basite indirgemeyelim. Koalisyon dönemlerinde Türkiye hep sorun yaşadı. Rahmetli Özal’dan bu yana Erdoğan’a kadar rahat görmedik. Hep koalisyonların cezasını çektik, küçüldük. Ben işadamı olarak bakıyorum. Limak hem Özal hem de Erdoğan döneminde büyüdü. Sadece biz değil ekonomi büyüdü. Bu düzeni hangi işadamı istemez ki? İstikrar çok önemli.

* Ekonomik kriz kapıda deniliyor. -Hayır. Ekonomiyi tehdit eden en büyük konu cari açıktı. Altı ay evvelinde hep yükseliş trendi vardı. Son üç aya baktığınızda bir azalma söz konusu. Yabancı sermayenin, yabancı bankaların Türkiye’ye bakış açısı seçimlerden sonra daha da iyi olmuştur.

* Büyük zamlar da kapıda değil o zaman. -Belki ufak tefek ayarlamalar olacaktır ama ekonominin çok büyük zamlara şu anda ihtiyacı yok. Son iki yıldaki yabancı sermaye girişinin hızı kesilmezse, kesinlikle bir ekonomik kriz yaşamayız.

* Yabancı yatırımcı geliyor çivi bile çakmıyor. Ben de kendimi acayip CHP’li hissettim birden, bu sorularla. -(Gülüyor) İki yıl önceki dönemde söyledikleri doğruydu. Şimdi değil. Örneğin biz bile yabancılarla gıda sektöründe yatırım yapmaya hazırlanıyoruz ve yeni fabrikaya başladık.

* Yeni otel yatırımı düşünüyor musunuz? Kıbrıs’ta Artemis Otel’in tam yanında 1200 yataklı olacak bir otele başladık. Babil Bahçeleri’ni andıracak. İstanbul’un Anadolu yakasında da bir projemiz var. Otoyolun tam yanında bir arsamız vardı, onu değerlendirelim dedik. 175-200 odalı bir otel yapıyoruz.

* Çimento, enerji, gıda, turizm... Hangisi sizi en çok heyecanlandırıyor? -Hidrolik enerjide yaptığımız yatırımlar. Barajlar beni heyecanlandırıyor. Gidiyorsunuz dağ, ova bomboş arazi. Sonra oradan enerji elde ediyorsunuz. Müthiş bir duygu.